Kayıtlar

Şiir Molası - II

Resim
Başka lisanların sokaklarında  Dolaşmak istiyorum biraz da rüyaları vardır anlatacak mutlaka oradaki çocuklarında Uyurken gördükleri banka otomatlarında Başka lisanların acılarına Ağlamak istiyorum biraz da Açlığını nasıl anlatır mesela Cezayirli Ahmet Fransızca Nasıl seslenir ve de  bir Hintli arkadaşına Can çekişirken ingilizce kapkara göçük altında Başka lisanların çiçeklerini  koklamak istiyorum biraz da, Nasıl sular bir kadın karanfili ispanyolca Ve belki daha kolaydır aşkı anlatmak Bu yüzdendir belki karanfillerin  tapınması büyük üstat Neruda'ya Başka lisanların Tanrılarına sormak istiyorum biraz da... Yaratırken insanı ve dilini  vicdan koymak  Çok zor mu oralarda da Bülent Kara / Kelimeler Denize Miras Tuval: Ressam Osman Akça 

SENTAKS

Resim
Sentaks, Musa Güney Ressam Musa Güney  Ressam Musa Güney Ressam Musa Güney Musa Güney Musa Güney Musa Güney Musa Güney Musa Güney ❝ Sentaks Bu sergide, sanatçının tüm duygularını yönelterek içselleştirildiği doğanın bir küçük ölçeğinden hareketle, sonsuz bir varlık - mekan alanının hayranlık verici yaratımına şahitlik ediyoruz. Bu yaratım, fiziki varlığımızın görüş kapasitesini aşarak çok daha geniş bir perspektife bizleri taşıyarak adeta görüş mesafemizi genişletiyor... İnsan varlığının nedensellik arayışını din ve mitolojiden doğaya yönelten Thales'ten bugüne 'arkhe', doğanın kaynağında aranmaya başlanmıştır. Bu arayış doğa felsefesini doğurmuş ve doğa felsefesi  de bilim ile, tüm sanat dallarının multidisipliner ve interdisipliner arayışlarına ve de erişimlerine  öz kaynak teşkil etmiştir. Bu bağıntı da yüzlerce yıllık bilim ve sanat tarihinin hatlarını oluşturmuştur. Birçok sanatçıya esin kaynağı olan bu arayışta Musa Güney, 'arkhe' arayışını doğanın detaylarına...

Martin Eden' den Seçkiler

Resim
" Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat, ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer " ✤    " Ne söylediğinizi, biraz da nasıl söylediğiniz belirler" ✤    "Köle tiplerden oluşan hiçbir devlet yaşayamaz" ✤    "Senin de fikirlerin, tıpkı giysilerin gibi başkaları tarafından üretilmiş" ✤      " Dünyanın güçlülere ait olmasında şaşacak bir şey yoktu. Köleler, kendi köleliklerine saplantıyla bağlıydı" ✤    " Merhamet; elinde kalan son ekmeği yanındaki sokak köpeğiyle paylaşmak değildir. Merhamet; köpek kadar açken elinde kalan son ekmeği yanındaki sokak köpeğiyle paylaşmaktır" ✤    " Beni asıl sinirlendiren, bu sözleri söylerken, gururlu ve kibirli tavırlarıyla, harcadıkları zaman" ✤    "Geçiminizi sosyetenin efendilerinden sağlıyorsunuz, bir insanı besleyen, o insanın efendisidir" ✤    "Engelleri olan zihinler yalnızca başkaları üzerinde fark ederdi bu engelleri" ✤    ...

ANNELİK SANATI

Resim
   Annelik bir sanat mıdır? Bence de Sanat. Doğurmak ve büyütmek ayrı şeyler. Annelik öğrenilmesi gereken bir statü. İster fiziki olarak doğumla anne olun ya da bir canlının sorumluluğunu üstlenerek. Annelik iyi icra edilmesi gereken bir sanat. İşte Uzman Pedagog Adem Güneş' e ait Annelik Sanatı kitabı annelere önemli farkındalıklar kazandıran kitabından önemli gördüklerimi not aldım. Kitaptaki bebek, çocuk, ergen gelişimi de dahil geniş kapsamlı bilgiler ve yöntemler yer alıyor.      Bugün anneler günü o zaman tüm annelerin  ❤ Anneler Günü Kutlu Olsun!   Ve bu notlar ilham kaynakları olmasını diliyorum.  " Umudu kalmamış, yaşama sevinci olmayan bir annenin, çocuğunu eğitmesi hemen hemen imkansızdır" ❤   " Tüm olumsuzluklara ve engellere rağmen hayatı tebessümle karşılayabilmek yaşamı olduğu gibi kabul etmektir."  ❤   " Yaşanılan acı olayları unutmak belki imkansızdır; ama o olayların insan üzerinde bıraktığı yükü azaltmak her zaman...

A - 71

Resim
 🗹    ÖZET:  Roman kahramanımız Yusuf, Viyanalı bir müzisyendir. Babası gibi Müslümandır. İki kültürlü bir ailede büyümüştür. İslam adına Şam'a gider orada bir takım gruplara katılır. Bu gruplar onu gelecek için oluşturdukları teknolojinin ilerlemesi adına denek olarak kullanılmaktadır.    Aklın her şeyi çözeceğine inanır. Bir görev için Suriye'den Türkiye'ye gönderilecektir. Uçakta bulunurken kaza geçirir. Sina Çölünde kaybolur. Çöldeki bir bitkiden çiğ damlaları utar. Bu damlacıkların onun hafızasında önemli değişimlere neden olur.    Çöl yakınlarında karşısına çıkan ilk köyde Ammar Hoca ile tanışır. Bu adam sıradan biri değildir. Ona yardım eder. Denek olarak kullanıldığı adamlardan kaçıp Türkiye'de Nasuh Efendi ile tanışır. Kalbin sırlarının öğrenir. Ve 1600'lü yılların Viyana'sı, 2070 yılının Orta Doğusunda bulunur. Tüm bu zamanlar arasında gidip gelirken onunla Cemile adlı mavi gözlü ve güzel bir kız eşlik eder. yalnız zamanda yolculuk yapt...

Cemil Meriç Külliyatı'ndan Seçkiler

Resim
  " Kendimizi tanımak... Ruhumuzun mahzenlerinde bizden habersiz yaşayan bir alay misafir var. Berhanenin bazen bir, bazen birkaç odası aydınlık. Işık binanın üst katından Kendini tanımak. Kendini, yani eriyeni, dağılanı, dumanlaşanı. Sen acıların, utançların, zilletlerinle aynısın. Rüyaların, hayallerin, dileklerinle bir başkası gideceksin. Tanrılar  bile rolünü bitiren aktörler gibi kah birer birer, kah hep beraber çekiliyor, bu sahneden. Senin zavallı gölgen zaman perdesine belki bir kere bile aksetmeden, oyuna katılmayan bir kukla gibi unutup gidecek" Cemil Meriç / BU ÜLKE  ⧗    " Sabah rüzgarlarıyla ürperen toprak ve sedef arabasından bir nazla inen şafak... Bütün ümitleri, bütün kaygılarıyla yeniden başlayan hayat" Cemil Meriç / BİR  DÜNYANIN EŞİĞİNDE ⧗    " Cehennem, hatıraların küllenmesi, ümitlerin susması. Cehennem haykıramamak, ağlayamamak. Cehennem çöl değil kuyu: sularında yıldızlar parıldamayan kör bir kuyu cehennem. Çölde yıldızlar ...

Bi' Fabl

Resim
      Fabl 'lar masalların kısa ve hayvanların insan gibi konuşmasının ürünü manzum öykülerdir. Bu şiirsel öyküler, sözlü edebiyatın parçası olarak başlamıştır. Kısa ve mesaj verici nitelikte olmaları gerekir. İnsan yerine üstü örtülü hayvan kahramanları kullanılarak toplumda yanlışları, eksikleri dile getirirlerdi.     Bu türün en bilinen kişisi Milattan Önce VI. Yüzyılda yaşamış  AISOPOS (Ezop) tur. Onun fabllarını ilk kitaplaştıran kişi ise İskenderiye Kütüphanesi'nin kurucusu Atinalı  Filozof   Dimitrios Falireas. Örnek bir Ezop Fabl Masalı; CCLV  YOLCULARLA KARGA  ❝  Yolda yürüyen iki dost bir gözü kör olan bir karga görmüşlerdir. Biri bunun geri dönmeleri gerektiğini gösteren bir alamet olduğunu söylemiş. Diğeri ise,    "Kendi geleceğini tahmin edemeyip bir gözünü kaybeden bu hayvanın bizim geleceğimizi, yönlendirmesi son derece saçma" diyerek ilerlemeleri için ısrar etmiş. Kendi hayatlarına çekidüzen verem...

Coşkuyla Ölmek

Resim
Coşkuyla  Ölmek, ŞULE GÜRBÜZ 🙘 İÇİNDEKİLER: ⁃ Ruhuna Fatiha ⁃ Akılsız Adam ⁃ Akılsız Adamın Oğlu Sadullah Efendi ⁃ Rüya İmiş      Yazar Şule Gürbüz ile Ayzıt Uysal (@moontiz)   hanım sayesinde tanıştım. Yazarın okuduğum ilk kitabı olan Çoşkuyla Ölmek'  den bahsedeceğim. Dört ayrı bölümden oluşan kitap ayrı görünen ancak birbiriyle bağlantılı öyküler içeriyor. Yazarın kişisel hayatında saatleri tamir eden bir usta olmasının yansımaları görünüyor. Ufak görünen ayrıntıları tıpkı bir saat tamir eder gibi mercek altına aldığını... Olay örgüsünden ziyade durum hikayesiyle şekillenen iç diyalogların bir vicdan muhasebesi yaptığı ruh hali tüm bölümlere sirayet etmiş. Ve bu akışta olma okuyucuyu keyifli bir gözlemci ve tanıklık getiriyor.     Adının Coşkuyla Ölmek olması gerçek ölüme gitmek değil yaşarken içimizdeki diğer rolleri öldürmek ve asıl rolümüz olan kişinin öz karakteriyle hemhal olmasının coşkusu diyebiliriz. Bu aslında arzuladığımız bir şey! ...

Son Talika

Resim
" Hayat dediğiniz nedir ki? Dünyaya geliriz, açarız gözümüzü bir ışık görürüz. Giderken kapatırız gözümüzü, ışık söner. Yanıp sönen ateş böceklerinden ne farkımız var? "       Sabriye Cemboluk, adını Edirne'nin bir sokağına adını yazdırmış bir yazarımızdır. Uzun yıllar gazetecilik yaparak bir çok insanın hayatını aktarmış. Sıra onun köklerindeki hikayeleri sandıktan çıkarmaya gelmişti. Yunanistan Sofulu'dan göç eden ailesinin, Edirne deki serüvenini kaleme aldığı Son Talika kitabını benimle tanıştıran dostum  Şeyma Aydın' a çok teşekkür ederim. Bir zamanlar Edirne de yaşamış  hem de Balkan göçmeni bir aileden gelen biri olarak roman beni çok etkiledi.      Sıradan bir aile öyküsü değil bu... Türkiye Yüzyılına damga vuran birçok siyasi, sosyal, kültürel olayın da yansımalarını görmekteyiz. Balkan savaşları, Birinci Dünya savaşı, İstiklal savaşı, İkinci Dünya savaşı, siyasi iç çatışmalar, askeri darbeler vs. Tarihin en zor zamanları ve bu zamanlar...

Yaşamın "Gayesi"

Resim
      Hayatın amacı herkese göre değişir. Kısaca hepimizin gayesi farklı. Bence farklı da olmalı tıpkı parmak izlerimiz gibi. Dünyaya bıraktığımız bir iz düşümü Hayat Gaye'miz! Japonlar buna "ikigai" (Hayatın amacı)   terimi ile ifade ederler. Bu felsefe ikigai'  mizi bulmak için dört bileşeni kapsıyor. Kendimize dürüstçe ve net bir şekilde şu soruları sormalıyız: Ben hayatımda neyi çok keyifle yapıyorum?  /  TUTKU  Benim hayatımda en iyi becerebildiğim şeyler neler? /  YETENEK Benim tutkuyla becerip yapabildiğim şeylerin dünyaya faydası nedir? / GÖREV  Tutkuyla birleştirdiğim yeteneğimin dünyaya sağladığı bu katkılardan ben geçimimi sağlayabilir miyim ya da yaşam biçimi haline dönüştürebilir miyim?  / MESLEK        Yaşımız kaç olursa olsun, hangi meslek ya da sektörde çalışırsak çalışalım, nerede yaşarsak yaşayalım... Hayattayız ve hala nefes alıyoruz. Hepimiz olduğumuz yerden başlayarak, keyif aldığımız şe...

Açık Telefon Kulübesi

Resim
Açık Telefon Kulübesi - Nilbar Güreş, 2011       Bir köy düşünün 2011 yılına kadar telefon hattı tamir edilmemiş. Cep telefonu kullanımının 2000'lerin başlarında yaygınlaştığını düşünürsek bu telefonların ne kadar rahat kullanılabileceği tartışılır. Köylerde cep telefonu operatörlerinin kapsama alanı dışında kaldığı köyün, Çağın içinde ama Çağın uzağında nasıl bırakıldığını anlatır. İşte sanatçı Nilbar Güreş (1977),   aile köklerinin uzandığı Bingöl' deki  o köyde yaşanan iletişim sorunlarını Sanat ortamında izleyiciye "Açık Telefon Kulübesi" (2011) adıyla bir seriyle sunar.     3 kanallı video içeriklerinde köylülerin cep telefonunu kullanabilmesi için yüksek yerlere çıkıp yaşadıkları iletişim diyaloglarına yer verir. Yer yer doğanın sesi, yer yer yüksek ses ile hattın diğer ucuna iletilmek istenen mesajlar bizlere konuyla ilgili daha çarpıcı ve net kanıt gösterir.      Kolajlar da daha etnik ve modern bir karışımın harmanı gi...

İsimsiz Gravür

Resim
       Türk Çağdaş Sanatçı Altan Gürman (1935 - 1976)  ait "İsimsiz gravür"   1975 yılındaki çizimleri. Üç tuval olarak gördüğümüz çalışmada siyah beyaz fonların bir kamuflaj görüntüsü ile askeri bir hava hakim. Metalik yüzey deseni sanki doğanın bir parçası gibi yapay görüntüden uzak bir izlenim hissettirir. Doğanında insanlar, toplumlar gibi kendini kamufle etmesi aslında insanın kendi gibi doğayı da kendi özünden uzaklaştırdığı yorumunu yapabiliriz.  İsimsiz Gravür- Altan Gürman, 1975    İsimsiz Gravür - Altan Gürman, 1975 İsimsiz Gravür - Altan Gürman, 1975 Koleksiyon: Arter Galeri 

Büyük Tersyüz Olma ile Kazazede

Resim
     Almanyalı Sanatçı Ludwig Gosewitz   Müzik, Edebiyat daha sonra astrolojiye merakı ile dilin görsel grafikleri üzerine yapıtlar üretir. Fotoğrafdaki eser "Büyük Tersyüz Olma ile Kazazede" (1968)   adıyla kumaş üzerine kurşun kalem ve sulu boya tekniği kullanılmış.     Astrolojik geometrinin, döngüleri ve yerleşimlerini bir nevi grafik resim tarzı olarak izleyicinin hafızasında somut veri oluşturur. Adete gökyüzünün ters yüz edilmiş tasviri.  Koleksiyon: Arter Galeri

benim

Resim
     Lübnanlı Sanatçı Annabel Daou 'ya ait "benim" (2014) adlı eserde ilk olarak gördüğünüz fotoğraf, çalışmadan bir kesit: İngilizce "my reality, my subject" yazmakta. Yani "benim gerçekliğim ve benim konum" yazılı.      Yapıtın bütününe baktığımızda çeşitli kağıtların üzerine onarım bandı ve o bantların kesişim yerlerinde de sarı renkli yazılar görmekteyiz. Sanatçının sahip olduğu maddi manevi değerlerin toplamı yer alır. Böylece dil üzerinden bir kavram analizi görmekteyiz. Somut ve soyut gerçeklikle olan bağlarımızın ne kadarına sahip çıkıyoruz, kabul ediyoruz ve farkındayız gibi zihinsel bir bilinç ve bilinçaltı okumayı çağrıştırmakta.     Siyah fon görünmeyen, beyaz bantlar ise görünen yani maddi ilişkilerimizin şemasını gösteriyor. Sanatçıdan, sanat izleyicisine doğru empati diyalogu süreci diyebiliriz.  benim - Annabel Daou, 2014 Koleksiyon: Arter Galeri

Beyaz Kağıt Üzerine Alan Yaratmak

Resim
    Türk Çağdaş Sanatçı Füsun Onur 'un  "Beyaz Kağıt Üzerine Alan Ayırmak" (1965-1966)   adlı çalışması beyaz ve siyah renklerdeki eskiz tablolarından oluşur. Oluşturulan kompozisyon karışık bir desen ortaya koysada çalışmanın bütününde bir ahenk görülür. Yer yer siyah ve beyaza uzanan ya da ışığa uzanan bir doğrultu... Yer yer de ayrıntılardaki lekelerin İzleyicide uyandırdı çağrışımlara odaklanır.      Bana göre alttaki detay fotoğrafında bir taşın gölgesi ya da bir boşluğa bakan bir göz figürünü çağrıştırmakta... Doğru ya da yanlış... Bizi bu tarz desenleri ile şaşırtmayı seven Füsun Onur, yine merkeze izleyicinin algısını yerleştirir.  Sizler bütünü ve parçayı nasıl yorumluyorsunuz? ☻  𑇐  Füsun Onur    Koleksiyon: Arter Galeri 

Pinpon Topu, Yeşil, Cilalı

Resim
Pinpon Topu, Yeşil, Cilalı - KARIN SANDER, 2009      Almanyalı Sanatçı Karin SANDER    Pinpon topunu yeşil bir cila ile kaplayarak hazırladığı yerleştirmede top sabit değildir. Parlaklık topun üzerinde oluşturduğu algıyla bize oyunun kurallarını yeniden anlamlandırmaya iter. Topa dikkat kesildiğimizde bir sonraki adımın neler getireceği bilemeyiz. Tıpkı her an ön göremediğimiz yaşantılar gibi.     Vitrin içindeki top mekanla bütünleşen bir figürdür. Burada "birey" bir Pinpon topuna benzetilmiş olsa gerek. Çünkü birey oyunun ya içinde ya da dışında yer alır. Bu ayrım İzleyicinin katılımlı olarak mekanda algıladığı gözlem sonucu ifade bulacaktır. Koleksiyon: Arter Galeri 

KISA YOL

Resim
Kısa Yol - Fernando Ortega, 2010    Meksikalı sanatçı Fernando Ortega (1971) "Kısa Yol" (2010)   adını verdiği fotoğraf kadrajında; Bir ağaç ve o ağacın yapraklarına takılan çengelli iğne ile karşıdan karşıya geçen bir karınca figürüyle karşılaşıyoruz.    ―  O çengelli iğne neden oraya yerleştirildi?     Normal zamanda karşılaşılması tuhaf görünüyor. İşte bu tuhaflık çok ufak bir titizlikle yerleştirilmiş sanki organik olan ile yapayın uyumu söz konusu. Bu uyuma ayak uyduran bir karınca da mekan ile nesnenin işlevselliği arasında zıtlık oluşturur. Zıtlıktan kendine bir yol, geçit, köprü kurmakta. Çekinmeyen cesur bir eylem içinde.     Minik canlılar hep merceğinde olan Fernando Ortega, Sanat izleyicisine  alakasız gibi görünen kompozisyonlarında nesneleri, eylemleri, duyguları yeniden yorumlamaya açma konusunda çıtayı yükseltiyor.      Koleksiyon: Arter Galeri

Ramiz Gökçe'den Sonra

Resim
İsimsiz - Aydan Murtezaoğlu, 2001       Sanatçı Aydan Murtezaoğlu' na   ait bir fotoğraf serisinden "İsimsiz" adlı bu çalışma, dikey formda çekilmiş; yetişkin bir kadın, iki küçük kız, bir köpek ve iki kuzu görmekteyiz. 2001 yılında çekilen bu fotoğraf bize gündelik hayattan bir kare sunar. Anı yaşayan, oyun oynayan mutlu bir aile... Üstelik bahçede bu oyuna hayvan dostlarımızda dahil.       Sanatçı bu fotoğraf serisini karikatürist Ramiz Gökçe'nin hazırladığı bir çalışmasından ilhamla fotoğraf gerçekliğine dönüştürmüş:   "Ramiz Gökçe'den Sonra" adıyla.  Burada aynı zamanda bir beden okuma söz konusu. Resim bütünde mutlu, neşeli bir tasvir sunar gibi. Ancak detaya indiğimizde her figürün duruşu, dışarıya yansıttığı duygu farklı. Aydan Murtezaoğlu bu farklılıkları birey ve toplum etkileşimi açısından sorgulamaktadır.  Koleksiyon: Arter Galeri

DUNE - II

Resim
     Yazar  Frank Herbert ' in  DUNE   adlı romanı Bilim-Kurgu serisinin en çok sevilen kitabı. 1965 de ilk olarak basıldı ve o günden bu güne hala ilgiyle okunuyor. En son yapım olarak 22 Ekim 2021 de ABD de DUNE filmi vizyona girdi. Bu yayında serinin ikinci kitabı olan DUNE MESİHİ 'den alıntı seçkileri paylaşacağım: I. "Gelecek şekillendirilebilen bir şeydir" II. " Yoğun hislerin ilk kurbanı mantıktır" III.  " Bazen yalanlara inanmak gerçeği kabullenmekten daha kolaydır" VI.  "İnsan öğretmenini iyi dinlerse öğrenir"    V.  "İnanç yönlendirilebilir bir şeydir. Tehlikeli olan tek şey bilgidir" VI. " Bütün uygarlıklar, toplumun neredeyse tüm bilinçli çabalarını engelleyebilecek, ona ihanet edebilecek ya da karşı çıkabilecek bilinçsiz bir güçle mücadele etmek zorundadır" VII. " İnsan kendi sesinin hakimi olmalı. Sesinin içinde bir başkasına ait gizli mesajlar taşımamalı" VIII. " Kaba kuvvet kullanmak, ...

Mimoza Kokusu

Resim
       Mimoza Latince kökenli "Utangaç"   anlamına gelen Küstüm Çiçeği olarak da bilinen Mimoza ağaçlarına verilen isimdir. Her bahar sarı küçük yuvarlak çiçekler açar. Utangaçlığı ve küskünlüğü ise yeşil yapraklarına dokunulduğunda yelpaze gibi kapanmasından ileri gelir.    Fotoğrafdaki mimoza da Kınalıada'lı arkadaşım aynı zamanda adaşım Şeyma Aydın Elmas'  dan bana hediye! Şeyma Mimozaları çok seviyor, gurbet martısıyız biz. Bu sebeple böyle naif sürprizler bize iyi geliyor. Biliyoruz ki dünyayı samimi dostluk kurtaracak. Maceramız Küçükyalı'dan başlamıştı! Şairin dediği gibi biz Küçükyalı'dan havalanan kuş olsak da elbet bu maceranın zenginliği ile köklerimize geri döneriz mimoza gibi güçlü ve çok daha parlak...  "Bir bulut havalandı Küçükyalı'dan. Bir kuş havalandı arkasından. Gelip kondu yüreğimin başına Tepeden tırnağa sevgi Tepeden tırnağa selam Hani şu çerden çöpten Hani şu gökyüzü kadar büyük Gökyüzü kadar bedeva olan. Bir...

1:14.9

Resim
"1:14.9" Sanatçı Shilpa Gupta         Hindistanlı Shilpa Gupta' ya ait "1:14.9" isimli yerleştirme 31 Aralık 2007 de Hindistan ile Pakistan'ı birbirinden ayıran sınır telinin uzunluğunun ölçüldüğü 14,9    ölçeğinden ilhamla bu adı vermiş. 1188, 5 mil uzunluğundaki sınırı bahsettiğimiz 14.9 ölçeği ile hesaplanmış 79,5 mile tekabül eden beyaz ipi elle sararak bir yumurta şekline getirir.    Sanatçı sanki tellerle ayrılan insanları tek bir yumak ile topluluk oluşturma çabasında. Kime?, Neye?,.. göre belirlenmişti bu sınırlar! Nerede başlayıp?, Nerede biterdi?.. Tüm bu bölünmeyi organik bir yumurta formunda hazırlayıp yapay sınırlar içindeki toplumsal sorunu irdeler. Kimlik, göç, çatışma, kısıtlamalar sanatçının odağındaki olgulardır. Beyaz olması da bu sınırların oluşturduğu mağduriyeti simgeleyen insanların rengi... Koleksiyon: Arter Galeri, 

Yük Olarak Sanat

Resim
 °Yük Olarak Sanat, 2000  (sol üstte)   °Yardım, 1996  (sağ üstte)  °Sınır 2, 1997  (Sol altta)  °Yetmişinci, Sekseninci, Doksanıncı, 1993  (sağ altta)  - Sanatçı VLADO MARTEK -      Hırvatistanlı Vlado Martek (1951), Edebiyat mezunu bir sanatçı olarak üretimlerinin ilham kaynağı şiir... Fotoğraf da gördüğünüz çalışmalarda şiirin mekan ve onu oluştururken ki malzemeler ile olan ilişkisini sorgular. Kelimelerden çok o kelimelere giden somut kompozisyonlarla bir "somut şiir" yazma deneyimini sunar. İzleyici ile bu kompozisyonları tartışma diyalogu kurmak ister. Akla yine sorular geliyor! Kelimeler şiire dönüşünce ses oluyor, mana ortaya çıkıyorsa. Peki; Şiir somut nesneler ile de bir mana içerir mi?  Sessizliğin sesi duyulabilir mi?  Sanat İzleyicisi şairi görebilir mi?  Kaynak : Arter Galeri, İstanbul

Küçük Kara Balık'dan Seçkiler

Resim
 "Ben bilmek istiyorum, hayat gerçekten bir avuç yerde durmadan dönüp durmak, sonra da yaşlanıp ölüp gitmek mi yoksa bu dünyada başka türlü yaşamak da mümkün mü?"   ✦ "Sizin gibi yaşlanmış ve cahil kalmış olmaktansa, dünyayı keşfedip bilgin balık olmak istiyorum."   ✦ "Siz gereğinden fazla düşünüyorsunuz. Ama yalnızca düşünmek olmaz ki! Yola koyulursak korkularımız tümden kaybolur gider."   ✦ "Hep böyle değil midir? Her şeyin bir sonu olmaz mı ? Gece sona erer, gündüz sona erer, hafta, ay, yıl..."   ✦ "Daha bu su birikintisinden bile hiç ayrılmadan, nasıl olur da dünya hakkında her şeyi biliyorsunuz?"   ✦   "Bir gün ölümle karşılaşırsam ki karşılaşacağım önemli değil; önemli olan şu ki, benim yaşamım veya ölümüm başkalarının yaşamını nasıl etkileyecek..."    ✦ "Büyük balık küçük balığı özleye de bilirdi. Ama siz, balıkların birbirini yediği bir hikaye anlatmayı tercih ettiniz."   ✦ "Ben ne kötümserim, ne korkak....