Islık Çalan Hafıza

Küratörlüğünü BURCU ÇİMEN 'in yaptığı Yapı Kredi Müzesi'ndeki 
" Islık Çalan Hafıza
(22 Ocak 2026 - 07 Haziran 2026) izleyici ile buluşan sergide yer alan sanatçılar:
 AKRAM ZAATARI, HİLAL CAN ve MICHAEL RAKOWITZ

"Islık Çalan Hafıza geçmişi sabit bir arşiv olarak değil, her çağrıldığında yeniden şekillenen canlı bir zemin olarak ele alır. Sergi hafızayı sessiz bir kayıt olmaktan çıkarıp nefes, rüzgar ve sesle birlikte dolaşıma sokar. Hatırlama, burada geriye dönük bir bakıştan çok, şimdiyle temas eden bir eylem olarak düşünülür. Hafıza tıpkı bir ıslık gibi bedenden çıkar, mekanda yankılanır ve yankısı, aksı duyulur. 

Akram Zaatari ve Michael Rakowitz'in eserleri koleksiyon oluşturma fikrine ve hafızanın bir ıslık gibi tarih içinde kurar. Akram Zaatari, Hilal Can ve Michael Rakowitz'in eserleri, tiyatro ve gösteri tarihinden Osmanlı Dönemi'ndeki arkeolojik kazılara, Mezopotamya'ya uzanan bir anlatı sunar.

Bulutu obje kavramı, yalnızca gündelik nesnelerin sanat bağlamına taşınmasıyla değil, koleksiyonun kendisinin bir tür buluntuya dönüşmesiyle gündeme gelir. Zaman içinde bağlamı değişen, anlamı askıya alınan ya da sessizleşen nesneler, güncel işler aracılığıyla yeniden dolaşıma girer; böylece koleksiyon, korunması gereken bir geçmişten çok, bugünde etkileşen bir hatırlama eylemi, kendi anlatışını kurmayı deneyen bir direnişin pratiği haline gelir."


Hilal Can,
 "Islık Çalan Hafıza sergisi için ürettiği on iki kukla figürü ile özgün bir anlatı dünyası kurarak bugünden gölge oyunu geleneğine bakar. Sanatçının anlatısı, geleneksel Karagöz ve Hacivat oyunlarında olduğu gibi iki temel karakter etrafında şekillenir: Hilal-i Can ve Yaşuk Göz.

Bu iki figür yan karakterlerle birlikte izleyicinin ışık ve gölgeyle canlanan anlamları düşünmesine vesile olur. Birbirleriyle bağları, aralarında geçen olaylar tıpkı bir mitoloji gibi kurulmuştur. Tekil temsilleri reddederler. Karşılaşmaları ve birliktelikleri onları görünür kılan ışık olur. Kişilik özellikleri ışığın düşürdüğü gölgelerle değişken anlamlara kavuşur.

Hilal Can ışık ve gölge üzerinden geliştirdiği bu dili beden üzerine politikaların sorgulandığı bir alana taşır. Hilal-i Can ve Yaşuk Göz madde ve ruh ikiliğine karşılık gelen iki varlık olarak konumlanır: Hilal- i Can maddi olanı temsil ederken Yaşuk Göz ruhsal olanı, mekanda süzülen bir akışı simgeler. Aralarındaki işilki, iyi- kötü ya da doğru- yanlış gibi sabit karşıtlıklardan ziyade, görünür ile görünmez, ağırlık ile akışkanlık, madde ile ruh arasındaki gerilim üzerine kurulur.

Sergide tepegöz aracılığıyla da gösterilen bu figürler, gölge oyununu farklı bir teknikle ve zamansal bağlamda yeniden düşündürür."

HİLAL CAN

HİLAL CAN

HİLAL  CAN

HİLAL CAN


Akram Zaatari,
" Islık Çalan Hafıza'da yer alan video, fotoğraf ve yerleştirmeleriyle Osman Hamdi Bey'in 1887-1888 yılları arasında Sidon Nekropol'ünde (günümüzde Güney Lübnan) yürüttüğü arkeolojik kazıların arşivini ele alır. Sanatçı, bu olağandışı hadiseye doğduğu kent olan Sidon'un (Sayda, Lübnan) perspektifinden yaklaşarak kazı ve çıkarma faaliyetlerinin mekan mekan üzerindeki etkilerini, köken kültürler ile bu buluntuların yer bulduğu ve sergilediği müzeler arasındaki ilişkileri inceler. Zaatari, fotoğrafları kullanır ama ayrıca sergilemeden önce onlara müdahalelerde de bulunur. Çalışmaları, müze ve arşiv alanları ile günümüze kadar kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü tarih arasında dolaşır."


AKRAM ZAATARI - 
Üstte ve Altta ise, 
"Arkeolojinin cisimleştirdiği bir çelişki -bir başka şeyi muhafaza edebilmek için bir şeyi yok emek- üzerine bir muhakeme sürecine olanak tanır. Eser, canlı bir narenciye ağacının kökleri arasında sıkışmış bir lahit tasvir eden bir eskizdir. Lahdi çıkarmak, ağacı öldürmek, ağacı muhafaza etmek ise lahdi altında gömülü vaziyette bırakmak anlamına gelir."


AKRAM ZAATARI

AKRAM ZAATARI - 
Olağandışı Bir Hadise,
 "Osman Hamdi Bey'in 1887'de Sayda Nekropolü'nde çektiği arkeolojik buluntuların fotoğraflarına dayanır. Bu eserler İstanbul'a gönderilmeden önce bir süreliğine Chibli Abela'ya ait narenciye bahçesinde sergilenmiştir. Muhtemelen bu bahçenin ve kazı alanı etrafındaki insanların fotoğrafı daha önce hiç çekilmemiştir. Görüntülerdeki ön plan / arka plan ikiliğini vurgulamak için sanatçı, fotoğraflardaki arkeolojik buluntuları bir kez daha çıkarır. İzleyiciyi çerçevenin geri kalanıyla baş başa bırakır ve buluntuları parlayan ışığa dönüştürür. Kral Tabnit'in lahdin ayağına kazınmış yazıt temel alınarak yapılan Ben, Tabnit adlı eser, bu yazıtın özünü aktarırken, sanatçı fotoğrafın üzerine, yazıtın "keşfedilmesinde" katkıda bulunanların isimlerini kazımaktadır. Yazıtın çıkarılmasından çevirisine, sergilenmesine ve fotoğraflarla çoğaltılmasına kadar..."


AKRAM ZAATARI-
Yok Olmayı Reddeden Her Şey, 
" Kral Tabnit'in lahdinin üzerini örten ve Osman Hamdi Bey'in Sayda Nekropol'ün de 1887'de yürüttüğü kazı çalışmaları esnasında parçalatmak durumunda kaldığı yekpare devasa taştan yola çıkarak, bizleri bu kayıp nesneyi Osman Hamdi Bey'in yaptığı eskisine dayanarak orijinal haline döndürmeye davet eder. Eser, bu yapının nasıl asılıp yerin 12 metre altına taşınmış olabildiğine dair tarihi bir olasılığı canlı tutar."




MICHAEL RAKOWITZ - 
Kaybolan Nesnelerin İzinde, 

Müze de kayıp olan veya eksik olan parçaların bir yasıması üzerine eserler üreten sanatçı Michael Rakowitz serginin son ayağını oluşturuyor. 


Islık Çalan Hafıza 

Sanat İlhamlı ⛬

Yorumlar

ÖNE ÇIKANLAR

III- Kitap Sayfalarından Beyaz Perdeye

Genç Ressam Süleyman Erdoğan ile Söyleşi

SANATTA YARATICILIK

Sanat Eğitmeni Sezgi Çağdaş Sağ ile Söyleşi

İSTANBUL' DA ŞİFA BULMAK

Doğukan Çiğdem ile Söyleşi

İlham Veren Öğretmen: ŞEYMA AYDIN ELMAS

Şehrin Dokusu: Heykeller