" Körlüğe alıştım, Peki ya yalnızlık, ona da ister istemez alışacağım" José Saramago Jose Saramago'nun 1995 yılında yayınlanan Körlük romanı 2008 de sinemaya uyarlanmıştı. Distopya tarzındaki kitabın ve filmin konusunu aktarmak istiyorum; Beyaz bir körlüğe yakalanan insanların zamanla salgın hale gelen bu hastalıktan karantinaya alınmasını konu alır. Tüm ülkeye yayılan bu körlük hastalığıyla insanlar bambaşka bir sürece yol alır. İlk karantinaya alınan kişiler Göz Doktoru ve gördüğü halde kocasını bırakmamak için kör taklidi yapan Doktorun Karısıdır. Daha sonra bir çok kişi karantina sürecine alınır. Tüm bunların oluşması düzeni bozar ve bir takım kişiler yüzünden Doktorun Karısı karantinada cinayet işlemeye mecbur bırakılır. Doktor ve Karısı (Mark Rufallo & Julianne Moore) Körlük, 2008 "Bugün bugündür, yarın da yarın ben bugünden sorumluyum ama kör olursam yarından sorumlu olmayac...
Merhaba Süleyman Bey biraz kendinizden bahseder misiniz? Süleyman Erdoğan: Merhaba ben Süleyman Erdoğan Hatay doğumluyum. Akdeniz Üniversitesi Mimari Restorasyon bölümü mezunuyum. Liseden de Sanat ve Tasarım çıkışlı olduğum için her zaman resme ilgim vardı. Resim yapmak istiyordum bir şekilde. Resim olarak hayatıma devam etmesem de kendi mesleğime devam etmekteyim. Resim olarak genelde yağlı boya, guaj, akrilik, sulu boya gibi boyalarla çalıştım. Yağlı boya bir ara çok sevdiğim için devam ettim. İki - üç sene kadar resme ara vermek durumunda kaldım. Daha sonra başladığımda sulu boya resme merak sardım. Doğa resimleri yapıyorum. Empresyonizm (İzlenimcilik) üzerine çalışmalarım. Cloude Monet, Manet... gibi Ressamlar ilgimi çekiyor. Onlardan feyz alarak resimlerimi gerçekleştiriyorum. Doğa kendimi bana iyi hissettirdiği için yapıyorum. Müzik zevkim ise country ve folk keyifle dinlerim. Süleyman Erdoğan Restoratör olarak nerelerde çalıştınız şuanda nasıl ...
Var olan birikimle özgün, yenilikçi fikirler ve üretimler Yaratıcılığı tanımlar. İnsanlık tüm bu zamana kadar gelişimini yaratıcılıklarına borçludur. İlhamın peşinden merakla ve öğrenme arzusu ile sabırla devam edenler, başta sanat olmak üzere birçok alanda yaratıcılıklarını konuştururlar. İnsan sağ ve sol beyin fonksiyonlarına sahip. Bunları incelediğimizde sol bilimsel, sağ ise sanatsal yaratıcılığın yoğun olduğu bölümdür. Her insan farklı beyin gelişimine sahip. İletişim araçlarının artması global yani bütüncül bir dünya etkileşimine doğru gitmekte. Bu da insanları daha farklı ve çeşitli pratiklere ister istemez yöneltiyor. Böylece tek bir zeka türünü geliştirmenin yeterli olmadığını biliyoruz. Gardner Çoklu Zeka Kuramı da bu zekanın çok yönlülüğüne değinir. Bu kurama göre 8 tür vardır: SÖZEL( DİL BİLİMSEL) ZEKA MANTILSAL-MATEMATİKSEL ZEKA SOSYAL ZEKA BİREYSEL ZEKA DOĞACI ZEKA MÜZİKAL ZEKA GÖRSEL ZEKA BEDENSEL ( DEVİNİMSEL) ZEKA Örneğin...
Merhaba Sezgi Hanım bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Sezgi Çağdaş Sağ: Merhaba ben Sezgi Çağdaş Sağ; Denizli’nin Çameli ilçesinde doğdum. Ailem yani annem ve babam Çameli’nin yerlisidir. Babam Gökçeyaka köyünden annemde merkezdendir. Her ikisi de ilkokul öğretmeni oldukları için iki kız kardeş olarak, görev yerleri olan Güzel Yurt köyünde ilköğretimimize başladık. Bu nedenle benim için köy okulunda eğitim görmek çok kıymetlidir. Sonrasında orta öğretim ve lise eğitimimi tamamladıktan sonra 2000 yılında Pamukkale Üniversitesi Resim-İş Eğitimi bölümünde sanat eğimime başladım. Bu bölümden 2004 yılında mezun oldum. 2008 yılında rengarenk sanat atölyesini kurduk orda 6yıl geniş bir yaş aralığına, resim, heykel, güzel sanatlara hazırlık, fotoğraf ve ebru dersleri verdik, 2018de Denizli Büyük Şehir Belediyesi’nin bünyesinde Pamukkale Halk Eğitim merkezi vasıtasıyla kurslar açmaya başladım, geçtiğimiz mayıs ayında Pamukkale Halk Eğitim merkezinin ek binasına taşınarak sadece ...
Sanat bana göre insanın şifalanmasını sağlayan bir alanken, "İstanbul'da Şifa Bulmak" adlı sergi ile bu konuda daha da motive etti. Sanat, birçoklarının aksine anlaşılamamak için değil anlaşılmak için yapılır. Bu konu her neyse dünyada ortak bir dil yaratmayı başarır. İnsanla var olan Sanatın, insanın her halini sorguladığı ve araştırdığı en zor alan. Hayatı zorlaştıran politikalardan uzak insanın varoluşuna anlam ve güzellik katıyor ya da bulunduğumuz kaos içinde şifa sağlıyor. Sergi İstanbul Taksim / Yaklaşım Tünelinde sergilenmişti. Tali alan olarak kullanılan mekanın şehrin merkezinde, hem de herkesi ilgilendiren bir tema "Şifa" ile kucaklıyor. Tünel bir ulaşım kanalından ziyade bir zaman tüneli izleniminde. Heykelden, video işe, yerleştirmeden, resme, fotoğrafa kadar çok çeşitli medyumlar içeriyor. Şehirlerde farklı mekanları Sanat sergilerine açmak bence çok önemli. Hem şehir ile bütünlük sağlıyor hem de sana...
Sanatçı Doğukan Çiğdem «Arada Yaşayanlar» sergisi 9 Ocak 2024 de Galeri/Miz de izleyici ile buluştu. ( 23 Şubat 2024 kadar ziyarete açık) Bende Doğukan Beyin çalışmalarını ilgiyle takip eden bir sanat İzleyicisi olarak sergiyi ziyaret ettim. Sergiyi sanatçısından dinlemek ve heyecanına tanık olmak çok güzeldi. Her sergisi derinlikli sorgulamalara ve öğrenmeye teşvik ediyor. Sanatçımız için eserlerinde titiz çalıştığını söyleyebilirim. Ayrıca mütevazi kişiliği ile de kendinden emin duruşu saygınlığımı daha da arttırdı. Merhaba Doğukan Bey yeni serginizi tebrik ediyorum. «Arada Yaşayanlar» bize ne anlatıyor? Doğukan Çiğdem: İlerleme ve gerileme arasında sıkışan beni ve benim gibileri temsil eden bir sergi. Sergide bulunan resimler "Arada Yaşayan" bizleri temsil eden diğer multidisiplinerler ise bunları destekleyen çalışmalar. Çalışmanın üst başlığı "Arada Yaşayanlar" olsa da multidisipliner işlerle ara başlıklar ve küçük başl...
24 Kasım Öğretmenler Günü Özel Söyleşi ❉ Merhaba Şeyma hanım, Sizi Mimozalı Martı olarak Instagram sayfanızdan tanıyoruz. Aynı zamanda öğretmensiniz. Biraz kendinizden bahseder misiniz? Şeyma Aydın Elmas: 19 Ekim 1990 İstanbul doğumluyum. Doğma büyüme adalıyım. İki, üç kuşaktır Adadayız (Kınalıada). Eskiden yazın sadece adada yaşardık. Ben iki yaşıma kadar yani 92 yılında yaz- kış yaşamaya başladık (Babamın işi gereği). Trakya Üniversitesi mezunuyum. Adadan ilk çıkışım bir yurtdışına gidişimle başladı. 10 yıldır elimde bavul bir Adaya gidiyorum bir Edirne’ye. Üç şehirliyim. Eşim işi gereği Çanakkale de ben de işim gereği Edirne de yaşıyorum. Eğitime değineceğiz ama sizle Sanat da konuşmak istiyorum. Sanatın birçok alanına ilgilisiniz. Fotoğraf, Resim, Edebiyat gibi çok farklı alanlarda üretimler yapıyorsunuz. Sanat sizce nedir? Şeyma Aydın Elmas: Dünyada ki her şeyin bir sanat olduğunu düşünüyorum. İnsanların yaratıcılıklarını ortaya koyarak ürettikleri en ufak şey bile bir sanattır...
Heykeller şehirlerin önemli bir dokusunu oluşturur. Bu yüzden o şehre ilk kez girenlerin hafızasında dikkat çekip yer edinirler. Şehrin dokusuna uyumlu bir mesaj veren bunu verirken ki estetik onu özgün ve benzersiz kılmalı ki sanat niteliği taşısın. Şehirlerde gelişi güzel, sanatsal bir estetiğe sahip olmayan aksine şehrin hafızasında yanlış izlenimler doğuran heykelleri görmek durumunda kalmayız umarım. Sanatı sevdirmek istiyorsak önce kentlerimizde bunu başlatmalıyız. Çünkü sanatın ne olduğunu bilmek için orada görmek gerek. Bilmediği bir şeye kimse gereksinim duymaz öyle değil mi? Kömürcüoğlu Kültür Sanat Turizm ve Tanıtım Vakfı tarafından 2011 yılından beri her yıl düzenlenen Uluslararası Taş Heykel Kolonisi 'n deki çalışmalarda yapılan bazı eserler; Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından şehrin meydanlarında kalıcı olarak sergileniyor. Bu güzel çalışmaların diğer şehirlere de örnek olma...
Yorumlar
Yorum Gönder
Sanat İlhamlı Kalın!